HERŞEY VATAN İÇİN
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Avrupa'dan sert uyarı: Parti kapatmak demokrasiye darbe olur

Aşağa gitmek

Avrupa'dan sert uyarı: Parti kapatmak demokrasiye darbe olur Empty Avrupa'dan sert uyarı: Parti kapatmak demokrasiye darbe olur

Mesaj tarafından Admin Cuma 27 Haz. 2008, 18:33

Avrupa'dan sert uyarı: Parti kapatmak demokrasiye darbe olur LucVandenBrande

'Türkiye'de demokratik kurumların işleyişi' raporunu, Belçikalı parlamenter Luc Van den Brande hazırladı. Türkiye'nin 1946'dan bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi, demokrasinin geleceği konusunda Ankara'yı sert bir dille uyardı. Dün Strasbourg'da 'acil' gündemle toplanan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye'deki demokratik kurumların işleyişini masaya yatırdı.

Bu konuda hazırlanan rapor, 3 'ret' ve 3 'çekimser' oya karşı 65 parlamenterin desteğiyle kabul edildi. Demokrasiye yönelik endişelerin dile getirildiği raporda, AK Parti'nin kapatılması halinde Türkiye'nin 'gerektiğinde yeniden denetim sürecine alınması' isteniyor. Bunun gerçekleşmesi ise 2004'te çıkılan "zayıf demokrasiler" ligine yeniden düşülmesi anlamına gelecek.

Demokrasi manifestosu niteliği taşıyan raporun görüşüldüğü oturumda laiklik ve darbe konusu öne çıktı. Sosyalist Enternasyonal'e mensup parlamenterler AK Parti'ye destek verirken, parti gruplarının başkanları Ankara'ya önemli uyarılarda bulundu. Türkiye'de yaşananları 'yargı darbesi' olarak gören Sosyalist Grubu Başkanı Andreas Gross, Anayasa Mahkemesi'nin asla parlamentonun yerini alamayacağının altını çizdi. Sağcı Avrupa Halk Partileri Grubu Başkanı René van der Linden de, iktidar partisinin kapatılmasının 'darbe olacağını' belirtti ve AB'nin böyle bir ülkeyle müzakerelere devam edemeyeceğini söyledi. Liberal Grup Başkanı Matyas Eörsi ise 'devletin laik olması gerektiğini', partilerin böyle bir zorunluluğu bulunmadığını kaydetti.

Hedef Türkiye'ye ceza vermek değil, demokrasiyi kurtarmak


Türkiye'nin demokratik dönüşümünde büyük etkisi olan Strasbourg'daki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, AK Parti'ye açılan kapatma davasıyla dikkatini Türkiye'ye çevirmişti. Bu çerçevede Belçikalı parlamenter Luc Van den Brande tarafından hazırlanan raporu görüşerek kabul eden AKPM, Türkiye'ye Avrupa Konseyi'nin demokratik değerlerine uyma çağrısında bulundu. Oturumda kabul edilen bir önergeyle, bir partinin laik olmamasının kapatma nedeni sayılamayacağı yönündeki bir madde rapora girdi.

Liberal Grup Başkanı Macar parlamenter Matyas Eörsi öncülüğünde bir grup parlamenter tarafından sunulan önergede, "AKPM'nin laiklik ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğu, fakat bunun yanında laikliğin siyasi partilere uygulanamayacağı, çünkü Avrupa Konseyi'nin üyelerinin çoğunda dine dayalı partilerin var olduğu" belirtiliyor. Önerge, iktidardaki bir dini partinin, anayasaya aykırı kararlar aldığı zaman başlatılan hukuki sürecin o partiyi değil, sadece anayasayı ihlal eden kararları hedef alabileceğine dikkat çekiyor.

Matyas Eörsi, genel kurulda yaptığı konuşmadaysa Türkiye'de laikliğin yanlış anlaşıldığını ifade ederek, devletin laik olması gerektiğini, ancak siyasi partilerin laik olma zorunluluğu bulunmadığını savundu.

Kapatma davası, demokrasi felaketi


Eörsi, "Örneğin, birçok Avrupa ülkesinde kendisini Hıristyan demokrat olarak niteleyen siyasi partiler bulunuyor. Ancak, bu partiler kendi ülkelerinde laiklikle ilgili bir sorun yaşamıyor. Bir siyasi partinin İslami değerleri savunmasının laikliğe aykırı bir yönü olamaz." dedi.

İsveçli sosyalist milletvekili Morgan Johannson da Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü kararında verilen laiklik tanımını "Batı'daki laiklik kavramının yanlış bir yorumu" olarak tanımladı. Kararda, "üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin üniversitelerin laiklik karşıtı odaklara dönüşmesine neden olacağı" şeklindeki gerekçeyi okuyarak, "Bu laiklik anlayışının, Batı'daki muadilleriyle bir ilgisi yoktur." dedi. Johannson, AK Parti'ye karşı açılan davayı "demokrasi felaketi" olarak niteledi.

AK Parti'ye karşı açılan davayı eleştiren raportör Luc Van den Brande, oturumda yaptığı konuşmada, "eğer gerekirse Türkiye'nin tekrar denetim sürecine alınmasının ciddi şekilde düşünülebileceğini" çünkü parti kapatmanın kabul edilemeyecek olduğunu söyledi.

Birleşik Avrupa Solu Grubu Başkan Yardımcısı Andros Kyprianou ise izleme sürecinin Türkiye'ye yönelik bir cezalandırma olarak değil, Türkiye'nin tekrar demokratik reform sürecini başlatması için bir yardım olarak algılanması gerektiğini savundu.

Genel kurulda özellikle, CHP'nin de üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal'e bağlı siyasi grup temsilcileri AK Parti'ye yönelik kapatma davasını sert sözlerle eleştirirken, CHP milletvekili Haluk Koç, raporun Türkiye'deki bağımsız yargı sürecine bir müdahale anlamı taşıdığını savundu. Ak Parti adına söz alan Erol Aslan Cebeci de, AK Parti kapatılsa dahi Türkiye'nin tekrar denetim sürecine alınmasına karşı olduklarını belirterek, "Eğer Türkiye'nin Avrupa'yla bağları koparsa, çok kısa sürede içine kapanacak ve eski Baas rejimlerine benzer bir diktatörlük rejimine dönecektir." ifadelerini kullandı.

AKPM raporu: Dinden esinlenmek demokrasi düşmanlığı değildir


Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin kabul ettiği rapor bir demokrasi manifestosu niteliğinde. Rapor, Türkiye'deki demokratik kurumların işleyişi konusunda sert uyarılarda bulunuyor. AK Parti, başbakan ve cumhurbaşkanı aleyhine açılan davanın "ülkedeki siyasi istikrarı ve kurumların demokratik işleyişini ciddi şekilde etkilediğine" dikkat çeken rapor, AKPM'nin bundan "endişe duyduğunu" dile getiriyor.

Raportör, Denetleme Komitesi'nin Türkiye'deki gelişmeleri yakından izlemesini isteyerek, "gerekirse, denetleme sürecini yeniden başlatma ihtimalini düşünmesini" talep ediyor. Bu, Türkiye'nin 4 yıl önce birinci lige çıktığı demokrasi liginde küme düşmesi anlamına geliyor. Avrupa Konseyi, eski Doğu bloku ülkeleri için oluşturduğu denetleme mekanizmasına 1996'da Türkiye'yi de almıştı. AKPM, 2004'te Türkiye için denetleme mekanizmasına son vererek AB tam üyelik müzakerelerini başlatmasında büyük rol oynamıştı. Bundan dolayı, tekrar denetim altına girmenin, müzakere sürecini de etkileyeceği belirtiliyor.

'Yeni sivil anayasa' şart oldu


Mevcut anayasanın "1980 askerî darbesinin izlerini taşıdığı"na dikkat çeken rapor, AKPM'nin 2004'te denetim sürecini bitirirken Türkiye'den bu anayasayı Avrupa standartları doğrultusunda değiştirmesini ve siyasi partiler yasasının "kapsamlı" olarak gözden geçirilmesini istediğini hatırlatıyor. Fakat, Ahmet Necdet Sezer'in vetoları ve askerî müdahalelerle yavaşlayan siyasi reform süreci cumhurbaşkanlığı seçimi kriziyle tamamen durdu. Bugün yeni, sivil bir anayasa ihtiyacı, hiç olmadığı kadar açık hale geldi.

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın iddianamesine ayrıntılı olarak yer veren rapor, AK Parti'ye yönelik suçlamalarda Avrupa standartlarını hatırlatıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin parti kapatmayla ilgili mevzuatına atıf yapılan raporda, seçimle iktidara gelen bir siyasi partinin "bir devletin anayasal ve yasal kurumlarını değiştirebileceğine" dikkat çekiyor. Rapor, bunun için iki şart olduğunu belirtiyor: Öncelikle kullanılan yollar yasal ve demokratik olmalı ve önerilen değişimin kendisi temel demokratik ilkelerle uyumlu olmalı.

AKPM, bu maddeyle Türkiye'de dillendirilen 'Ya bir bir parti yüzde 90'la gelir diktatörlük ilan etmeye kalkarsa?..' şeklindeki eleştirilere de cevap veriyor. Öte yandan, Başsavcı'nın AK Parti'nin Türkiye'ye şeriat getirmek istediği yönündeki iddiasına karşı rapor, "AK Parti'nin 'İslamcı' etiketini reddettiği ve kendini; sosyal bir ajandaya sahip, liberal market ekonomisine bağlı ve AB üyeliği amacı için yoğun reformları başlatan Batı yanlısı merkez bir parti olarak sunduğuna" dikkat çekiyor. Raporda, ayrıca AİHM'ye göre, "dinin empoze ettiği ahlaki değerlerle şekillenen bir partinin, demokrasinin temel ilkelerine düşman olarak değerlendirilemeyeceği" ifade ediliyor.

Raporun, hukuki bağlayıcılığı bulunmuyor, fakat siyasi olarak özellikle Türkiye-AB ilişkilerini derinden etkileyecek. Türkiye' nin son yıllarda düzelen demokrasi imajı yeniden bozulacak.

CHP ile MHP, parti kapatma konusunda birleşti

Strasbourg'daki oturuma katılan AKPM Türk delegasyonu üyesi CHP ve MHP'li milletvekilleri, oturum öncesi bir bildiri yayınlayarak Türkiye raporuna tepki gösterdi. AKPM raporunda, Avrupa'da parti kapatmanın çok yaygın olmadığının iddia edildiğini ifade eden milletvekilleri, oysa çok sayıda Avrupa ülkesinin anayasasında parti kapatmaya izin veren düzenlemeler ve siyasi partilere karşı açılmış davalar olduğunu dile getirdi. Ayrıca, "Demokratik toplumlarda, anayasa mahkemelerinin parlamentoların kabul ettiği anayasa değişikliklerini inceleyemeyeceğini ve iptal edemeyeceğini bildiklerini" belirten milletvekilleri, fakat çok sayıda Avrupa ülkesinde "bu iddiayı" çürüten örnekler olduğunu belirterek Türk Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını savundu. Bildiriyi imzalayan CHP milletvekilleri Birgen Keleş, Haluk Koç ile MHP milletvekilleri Ertuğrul Kumcuoğlu ve Tuğrul Türkeş, öte yandan raporun, AK Parti temsilcilerinin yardımıyla "pişirildiğini" ileri sürerek raportörü sadece AK Parti'nin Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu savunmayı kaynak almakla suçladı. Oysa, raporda Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın iddialarına da detaylı bir şekilde yer veriliyor. AKPM'yi Türkiye'nin içişlerine karışmakla eleştiren bildiride, "Bazı Avrupalı siyasetçiler tarafından, Türk hakimleri etkilemek amacıyla kullanılan tehditkar dilin ancak Türkiye'deki hukuk sistemini siyasileştirmek gayreti olarak nitelendirilebileceği" ifade ediliyor. CHP ve MHP milletvekilleri, hukuki süreç devam ederken bu konunun gündeme gelmemesine inandıklarını belirterek rapora hiçbir değişiklik önergesi sunmadıklarını bildirdi.
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 728
Yaş : 31
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 27/05/08

https://istanbul.hareketforum.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz