HERŞEY VATAN İÇİN
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Darbe Çığırtkanları, ALIN SİZE DARBE !

Aşağa gitmek

Darbe Çığırtkanları, ALIN SİZE DARBE ! Empty Darbe Çığırtkanları, ALIN SİZE DARBE !

Mesaj tarafından Admin Paz 14 Eyl. 2008, 01:27

Bu işkenceler kanınızı dondurur

Gazeteci
Oğuz Güven'in 78 kuşağını anlattığı "Zordur Zorda Gülmek" adlı
kitabında insanın kanını donduran işkence yöntemleri anlatılıyor.



12
Eylül 1980 darbesinin öncesi ve sonrasında "78 kuşağı" diye
adlandırılan gençlerin yaşadığı trajikomik gerçek öykülerin yer aldığı
kitap yeni öykülerle genişliyor.



3.
Baskısını yine 12 Eylül'ün yıldönümünde yapan kitapta, bu kez
Diyarbakır Cezaevi'nde uygulanan işkence yöntemleri de tüm
ayrıntılarıyla anlatılıyor.


İşte, Diyarbakır Cezaevi Gerçeğiyle Yüzleşme Araştırma ve Adalet Komisyonu raporundan akıllara durgunluk veren işkence yöntemleri:

FALAKA:
Yaygın ve sürekli uygulandı. Ayak tabanı, ellerin içi gibi vücudun
kaslı bölümlerine kalas, cop, zincir, saz sapı, pik demir vb. vurularak
gerçekleştirilirdi. Bu yöntem, ayak tabanlarını ve el ayalarını
patlatır, kaba yerleri ezer, morartır, tırnakları sökerdi. El ayak gibi
herhangi bir yeri kırar, sakat bırakırdı.

KÖPEK SALDIRTMA: Tutuklu çırılçıplak soyulur, kurt köpeği üzerine saldırtılırdı. Köpeğin ilk kaptığı yer bacak arası olurdu.


ZlNCİR:
20-25 metre uzunluğundaki zincirin uçları iki tutuklunun boynuna
bağlanır, tutuklular sırt sırta verdirilerek ters yönde hızla itilir.
Tutuklu tek ayağından zincire bağlanır, bu zincir yüksek bir yere
asılır, tutuklu bayılıncaya kadar askıda kalırdı.


GERME:
Tutuklunun bir bacağı merdiven kenarlığına bağlanır, diğer bacağı da
açık bırakılan koğuşun gözetleme deliğine bağlanıp kapı kapatılır,
tutuklunun bacakları koğuş kapısının eni kadar gerilir ve öyle kalırdı.
Koşuşturulur, zincir tam gerilince, her iki tutuklu da sırtüstü yere
düşerdi.


AYAKTAN ASMA/TEPE:
50-60 kişi havalandırmaya alınırdı. Gardiyan "tepe ol" komutu verince
tüm tutuklular üst üste bindikten sonra, bir tutuklu da üst üste yatan
tutukluların üstüne çıkar, istiklal Marşı'nın on kıtası okutulurdu.


KULE:
Havalandırmaya çıkan tutuklular altı kişilik daire oluştururlardı.
Bunların üzerine 3-4 kat olacak biçiminde tutuklular çıkarıldıktan
sonra, gardiyanın "yıkıl" komutuyla kule oluşturan tutuklular kendini
yere bırakır ve böylece tutukluların değişik yerlerinde kırılma,
incinme ve çıkık olurdu.


RANZA ALTI:
Gardiyanlar ellerinde kalaslarla koğuşa girip, "ranza altı ol" komutunu
verince, koğuşta bulunan tutukluların hepsi ranzaların altına girerdi.
Herhangi bir yerlerinin açıkta kalmaması gerekiyordu. Ranzaların altına
tüm tutuklular sığmadığı için kiminin eli, kiminin kolu dışarıda
kaldığından, gardiyanlar ellerindeki kalaslarla tutukluların dışarıda
kalan kısımlarına vurmaya başlardı.


KANTAR:
Tutuklular havalandırmada çırılçıplak soyundurulup tek sıra halinde
dizilirler, sıranın ön tarafında duran tutuklu sırt üstü yatırılırdı.
İkinci tutuklu, yatan tutuklunun testis ve erkeklik organlarından
tutarak yukarı kaldırır, tutuklunun kaç kilo geldiğini söylemesi
istenirdi. Tüm tutuklular birbirini tartana kadar bu işlem devam ederdi.


KERVAN:
Havalandırmada, tutuklular tek sıra dizilir, her tutuklu önündeki
tutuklunun sırtına bindirilir, bacakları, altındaki tutuklunun
boynundan aşağıya sarkıtılır ve kulaklarından tutması istenirdi.
Gardiyanın komutuyla tutuklular yürümeye başlar ve bu işlem tutuklular
ayakta duramayacak duruma gelene kadar sürerdi.


SEHPA:
Tutuklu gece koğuştan alınıp, koğuş koridorunda gardiyan ve subaylardan
mizansen olarak oluşturulan bir mahkemede sorgulanırdı. Mahkeme,
tutukluyu idam cezasına çarptırır, ikinci katın merdiven kenarlığına
bir ip geçirilip, ipin ucuna tutuklunun boyun kemiğini kırmayacak
düzeyde kalın bezden bir ilmik takılır, tutuklunun boynu bu ilmiğe
geçirilir ve temsili infaz gerçekleştirilirdi. Tutuklu tam boğulacağı
sırada ip açılırdı.


COP SOKMA:
Gardiyanlar copu zeytinyağına batırır ve yağlı copu tutuklunun makatına
zorla sokardı. Sonra bu copu kendisine ya da bir başka tutukluya
yalatırlardı.


ÇEK-ÇEK:
Tutuklu çırılçıplak soyundurulur ve erkeklik organına bir ip takılırdı.
Gardiyan ipin diğer ucunu alıp hızla koşar, tutuklu da zorunlu olarak
gardiyanın peşinden koşar.


LAĞIM SUYUNA SOKMA:
Tecrit bölümünün alt katındaki bazı tuvaletlerin delikleri tıkanır.
Hücrelerin pisliği ve lağım suları burada biriktirilir, diz boyu kadar
oluşturulan pisliğin içine tutuklu atılır ve pislik yedirilirdi.


KiTAP OKUMA:
Koğuşta bir tutuklunun eline kitap verilir, tutukluya avazı çıktığı
kadar yüksek sesle tek tek sözcükler okutulurken, diğer tutuklular bu
sözcükleri tekrarlarlardı. Sabahtan akşama kadar yapılan bu işlem
sırasında, tutuklular ayakta durmak zorundaydı.


MARŞ SÖYLETME:
Cezaevinde bulunan herkes elli'yi aşkın marşı ezberlemek zorundaydı. Bu
marşlar tutukluların ses telleri tahriş oluncaya kadar söyletilirdi.


ÖL DEDİĞİMDE:
Tutuklu havalandırmanın orta yerine çıkarılır, hazır ol durumuna
geçirilirdi. Gardiyanın "öl" komutuyla tutuklu kaskatı, eklemlerini
kırmadan yere düşürülürdü. Bu işlem gardiyanın keyfine göre
tekrarlanırdı.


SİGARA İÇİRME:
Bunun çok çeşitli yöntemleri vardı. En çok uygulananları şunlardı:
Koğuşta kalan tutukluların eline beş adet sigara verilir, sigaraların
tümü yakılarak devamlı ağzında tutulurdu. Gardiyanın "çek-bırak"
komutuyla sigaralar bitinceye kadar içirilir, sigaralar-filtreleri
dahil- tutuklulara yedirilirdi. Bu sırada koğuş pencereleri kapatılır,
havasızlık ve dumanla boğulma ortamı yaratılırdı.


BANYO:
Tutuklular çırılçıplak soyundurulur ve tek sıra halinde banyoya
götürülürdü. Banyoda sabun kullanılmazdı. Hortumla tazyikli su
tutukluların üzerine fışkırtılırdı. Daha sonra tutuklular koridora
çıkarılır, "Yat-sürün" komutuyla tutuklular yerlerde süründürülerek
koğuşlarına götürülürdü.


SAYIM DÜZENİ:
Tutuklular günde en az beş kez sayılırdı. Her sayımdan önce, tutuklular
sayım düzenine geçer, sayım talimi yaptırılır, yüksek sesle tekmil
verilir, rahat-hazır ol ile, çöker kalkarlardı.


GECE NÖBETİ:
Geceleri her koğuşta mevcuda göre 2-7 kişiye kadar tutukluya sırayla
nöbet tutturulurdu. Nöbet sırasında devriye gezen gardiyanlar, koğuşun
mazgal deliğini açar, nöbetçi tutuklunun mazgaldan dışarı elini
uzatmasını ister, tutuklunun ellerine cop veya kalasla istediği kadar
vururdu.


LOKOMOTİF:
Tutuklular havalandırmaya çıkarılır, İki kişi çırılçıplak soyundurulur,
bunlardan birisi domalıp iki eliyle diz kapaklarını tutar, diğeri de
arkadan bunu kucaklardı. Gardiyanın "uygun adım marş" demesiyle her iki
tutuklu havalandırmada dolaşırlar, diğer tutuklular zorunlu olarak
bunları izlerdi.


PİSLİK YEDİRME:
Her havalandırmanın ortasında bir lağım çukuru vardı. Lağım suları ve
insan pislikleri burada toplanırdı. Tutuklulara bu çukurdan avuç avuç
pislik alıp yemeleri istenirdi.


İŞEME: Havalandırmada bir tutuklunun yere yatması istenir, diğer tutuklulara, yerde yatan tutuklunun yüzüne işemesi istenirdi..

TECAVÜZ:
Cezaevinde görev yapan gardiyanlar, genç tutuklulara merdiven
altlarında zorla tecavüz ederlerdi. Ayrıca iki tutuklu çırılçıplak
soyundurularak birbirlerine tecavüz etmeleri istenirdi.


HASTANE: Hastanede de cezaevindeki kurallar geçerliydi. Hasta, tuvalete götürülmez, yatakta da hazır ol vaziyetinde yatardı.

VEREM:
Veremlilerle, sağlam tutuklular birbirinden tecrit edilmez, aynı kapta
yemek zorunda bırakılırdı. Aynı battaniyenin altında yatırılırlardı.
Veremlilerin balgamları tahlil yapılacak bahanesiyle toplanır,
karavanadaki yemeklere karıştırılır ve bu yemekler tüm tutuklulara
yedirilirdi.


AYAKTA BEKLETME: Bu yöntem cezaevinde her gün geçerliydi. Sabah saat 05'den akşam 17-19'a kadar tutukluların oturması yasaktı.

KONUŞMA YASAĞI:
Koğuş içindeki iki kişinin birbiriyle konuşması, tutuklunun gülmesi ve
düşünür gibi görünmesi yasaktı. Böyle bir suçu işleyen tutuklulara
yukarıdaki işkence yöntemleri uygulanırdı.


GECE BASKINI:
Nöbetçi subay ve gardiyanlar, gece geç saatte tutukluların koğuşuna
girerek, uyku sırasında tutuklulara cop veya kalaslarla dayak atarlardı.


AVUKAT-ZİYARET DAYAĞI:
Avukat görüşmesine ve diğer görüşmelere gidip gelirken tutuklulara
dayak atılırdı. Görüşlerde hiçbir şey konuşulmaması tembih edilirdi.
Tutuklular avukatlarıyla savunma konusunda görüş alışverişinde
bulunamazlardı.


MAHKEME DAYAĞI:
Tutuklular mahkemeye götürülürken cenaze arabasına bindirilirlerdi.
Elleri arkadan kelepçeli olurdu. Cenaze arabasına binerken ve çıkarken
gardiyanlar tarafından dövülürlerdi.
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 728
Yaş : 31
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 27/05/08

https://istanbul.hareketforum.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz